Sivas Mutlu Sonlu Masöz Bayanlar

Sivas Mutlu Sonlu Masöz

I˙kisi de Lesje’nın annesiyle babasının dü ğü nü ne gitmeyi reddetmiş, ö fkelerini  kendilerini  kü stü ren  çocuklarına yö nelteceklerine birbirlerine dü şman kesilmişlerdi. Lesje’ya ulaşınca, ikisi de onu seviyorlardı, şu demek oluyor ki  Lesje  ö yle  olduğunu  dü şü nü yordu.  I˙kisi  de,  Lesje  ö lmü ş  benzer biçimde,  onun  yasını  tutarlardı. Çü nkü Lesje’nın gen Sivas Mutlu Sonlu Masöz havuzunun hasara uğradığına inanıyorlardı. Katışıktı Lesje’nın kam, katışık. Her biri, Lesje’nın kromozomlarının yansım bir yana atmasını, bir mucize sonucu kendim onarmasını istiyordu. Lesje mutfakta krom–plastik karışımı bir sandalyede oturup Genç İnsanların Sarkıtları, Dikitleri adlı kitabını okurken, Ukraynalı ninesi arkasında durup onun saçlarını fırçalar, Lesje’nın anlamadığı bir üslupla kızıyla konuşurdu.

Bir taraftan fırçalar, bir taraftan da sükunet içinde ağlardı. “Anne, ne diyor ninem?” “Saçlarının çok koyu siyah olduğunu söylüyor.”Ukraynalı anneannesi ona sarılmak için ü zerine doğru eğilir, Lesje’nın henü z bilmediği bir acıdan dolayı onu avutmaya çalışırdı. Bir kere de ona bir yumurta armağan etmişti. Gü mü ş çerçeveli aile fotoğraflarıyla beraber şö mine rafının ü zerinde duran sü slü , dokunulmaz yumurtalardan biriydi bu. Yahudi anneannesi yumurtayı bulunca, bir fare ö fkesiyle ter ter tepinerek, minik botlarıyla onu paramparça etmişti.

Sivas Mutlu Sonlu Masöz

I˙kisi  de  yaşlı  kadıncağızlardı,  anası  ö yle  diyordu.  I˙kisinin  de  zorlu  yaşamları  olmuştu.  Elli yaşım aşmış birini değiştirmek olanaksızdı. Lesje parlak renkli yumurta kabuklarını toplayıp avucuna alarak ağlamış, ufak tefek ninesi de yaptığına pişman olarak onu esmer pençeleriyle okşamıştı. Sonrasında da nereden bulduysa, Lesje’ya başka bir yumurta satın almıştı. Bu yumurta ona paradan daha fazlasına mal olmuştu kuşkusuz.

I˙ki  anneannesi  de  sanki  kişisel  olarak  savaşı  yaşamış,  gaz  odalarına  atılmış,  tecavü ze  uğramış, sü ngü lerin ö nü sıra koşmuş, vurulmuş, açlıktan ö lmü ş, bombalanmış, cesetleri yakılmış benzer biçimde konuşurlardı. Bu tarz şeylerin hiçbiri doğru değildi. Savaşı hakkaten yaşayan tek fert Rachel Hala’ydı. Rachel Hala babasının ablasıydı, ondan yirmi yaş bü yü ktü .