Sivas Masöz Bayan Genç Esra Hanım

Sivas Masöz Bayan

Sivas Masöz Bayan “Küçüklüğümde bana ne kadar iyi davranırdın, hatırlıyor musun? Ve bunu hiç çabalamadan yapıyordun. Sen… Sen bir tek kendindin ve bana öyle minnacık, garip bir yaratık olduğumu unutturuyordun. Sonrasında değiştin, bense seni yeniden değiştirebileceğimi düşündüm. Bunun için çaba harcadım, ah, bununla birlikte ne çaba ama kafi olmadı, beti kafi olamadım.” “Miranda, mevzu sen değilsin…” “Benim yerime bahaneler uydurma!

Ben senin istediğin fert olamam ve bundan dolayı senden nefret ediyorum! Beni duyuyor musun? Senden nefret ediyorum!” Kollarıyla kendi bedenini sararak içindeki sarsıntıların bedenini sallamasına engel olmaya çalışıyordu. “Benden nefret etmiyorsun.” Turner’ın sesi yumuşak ve garip şekilde sakinleştiriciydi. “Hayır, ” dedi Miranda hıçkırıktan boğularak. “Senden nefret etmiyorum fakat Leticia’dan nefret ediyorum. Ölmemiş olsaydı onu kendi ellerimle öldürürdüm.” Turner acıyla gülümsedi. “Bunu da yavaş yavaş ve acı vererek yapardım.”

Sivas Masöz Bayan

Sivas Masöz Bayan “Sen hakikaten kötü huylu birisin, ” dedi Turner. Miranda gülümsemeye çalıştı fakat dudakları bu isteğine itaat etmedi. Turner uzun idame eden bir sessizlikten sonrasında konuştu, “Seni mutlu etmeye çalışacağım fakat senin istediğin her şey olamayabilirim.” “Biliyorum, ” dedi Miranda üzgün bir sesle. “Olabileceğini sanmıştım fakat yanılmışım.” “ama gene de güzel bir evliliğimiz olabilir, Miranda. Çoğundan daha iyi.” “Çoğundan daha iyi” birbirleriyle günde bir defadan fazla konuşmak manasına geliyordu. Evet, iyi bir birliktelikleri olabilirdi. İyi, fakat boş. Miranda onun aşkı olmadan onunla yaşamaya katlanabileceğini sanmıyordu. Başını salladı. “Kahretsin, Miranda! Benimle evlenmek zorundasın!”

Miranda, Turner’ın patlamasına karşılık vermeyince, bağlarırmaya devam etti, “Tanrı aşkına hanım, sen benim çocuğumu taşıyorsun!” Ve işte olmuştu. Miranda onun bu kadar yolu bunun için geldiğini biliyordu, işte bu şekilde dar görüşlü bir sebep için. Ek olarak – gecikmiş olmakla beraber, onun onur anlayışına ne kadar şükran duysa da, bu onun artık bir çocuk taşımadığı gerçeğini değiştirmeyecekti. Kanaması olmuştu, sonra iştahı geri gelmişti ve odasındaki lazımlık yeniden olağan şekilde kullanılır hale gelmişti.